Gezegenimizin içerisinde binlerce yıl hüküm sürmüş bütün kültürler, sanki buraya ait olmayan bir dış kaynaktan yardım almış gibi.

Uzaklardaki yaşam ihtimali olan gezegenlerin keşfi, antik astronot kuramcılarının işaret ettikleri gibi, yakın ve tarih öncesi geçmişimize ait uzaylı yabancı ırk bulgularını doğrular nitelikte. Sümerler tabletlerinde, Anunnakiler isimli yabancı bir ırktan sözederler. Güney Amerikadaki mistik Hopi kabilesi de, Konçina dedikleri bir ırktan bahsederler. Aynı şekilde, Avusturalya'daki Aborjinler de, Vancina adındaki yaratıklardan bahsederler. Bunlar her ne ise, farklı kültürlerde ve değişik isimlerde söz ediliyor, ancak hepsinin anlamı aynı ( öğreten, yol gösteren). Buna dair daha fazla kanıt, belki de sürüngensiler dediğimiz yaratıkların çok eskiden kalma taş yontularında bulunabilir. (Çiçinisa-Meksika, Nucen Yangara-Hindistan ve Çindeki yasak şehir).

Antik dünyanın her yerinde sayısız piramit ve tapınak, şehirlerin eski sakinlerinin ''Göktanrıları'' dediklerine adanmış. Bazı antik astronot kuramcılarının emin oldukları gibi, bu meşhur Gök Tanrıları aslında, sürüngensiler diye bilinen başka bir türde ''Gri Uzaylılar'' mıydı? Bütün Orta ve Güney Amerika'da insanlar, kanatlı yılana tapmışlar, daha da ilginç olan dünyanın öbür ucunda, eski Hindistan'da bu uçan yılanlara dair öykülere rastlamak mümkün. Gizemli Maya kültüründe bile Kulkulkan adında, uçan kanatlı yılandan sözedilir. Bence bu uygarlıkların tümü, yılanların uçamayacaklarını çok iyi biliyorlardı, ancak gördükleri her neyse gökyüzünde uçuyor ve bu şekil onlara kanatlı yılanı çağrıştırıyordu. Ne zaman bilmediğimiz yaratıklarla karşılaşsak, hemen gördüklerimizi benzetmek için hayvanlar alemine bakıyoruz. Oysaki karşımızda, bize benzeyen bir şey var  ve  sürüngene ait özellikleri de bulunuyor. Modern U.F.O. mitolojisindeki  yaratıklara, özellikle de Grilere baktığımızda bu göksel varlıklarla sürüngenlerin birleşerek ürediklerini görüyoruz. Konu ile ilgili bazı araştırmacılara göre, Gri uzaylılar Primatlara yoğunlaşmadan önce dünyadaki egemen hayat formu olarak sürüngenleri gördükleri için, bunları üreme amacıyla kullanmış olabilirler. Belki  de, Gri uzaylılar kendi genlerini sürüngenlerin D.N.A'ları ile birleştirerek, dünyadaki ilk insansılarla aynı anda yaşamış, bazı melez sürüngen yaratık toplulukları oluşturmuşlardır. 

Dünyanın dört bir yanında sürüngensi yaratıkları gösteren, sayısız eski resim ve heykelin açıklaması bu olabilir mi? Eski Hindistan'da Naga adında yarı insan,yarı yılan bir yaratık var, Vişnu ya da Krişna tarafından yaratıldığı ileri sürülüyor. Acaba kimdi bu tanrılar? Araştırmacılara göre, uzaylıların genetik ürünlerinden başka bir şey değildiler. Şeti, Hopi geleneğinin ilginç bir yaratığı, sürüngene benzer özellikler taşıyor, nedeni ise yeraltında yaşamayı seven bir tür. U.F.O. fenomenleri ile bir karşılaştırma yapacak olursak, bu varlıkların yeraltındaki üsleri tercih ettiklerini ve burada faaliyet gösterdiklerini düşünüyoruz. İncildeki şeytan tarifine baktığımızda, bu yaratığın bir sürüngensi olduğunu anlıyoruz, uzaylı bir ırka ait olması çok mümkün. O zaman yaşamış olan insanlar, O'nu Cennetten gelmiş bir varlık olarak yorumladılar. Güney Amerika'da çok çeşitli bulgular vardır, daha uzak bir yerde, Çin'de bile sürüngenlere benzeyen yaratıklardan sözedilir. Krallar, ejderha simgelerine  bürünürlerdi, demek ki sürüngen bir varlık, dünya çapında bir etki yaratmış. Antik Çin kültüründe dört ejderha vardır, bunlar deniz Tanrılarıdır. Derinliklerde kristal bir sarayda yaşadıkları söylenir, bence bu tamamen uydurma, mitolojik bir öykü değil. Bu tuhaf yaratıklar, eski Çinlilerle bir şekilde temas kurmuşlar ve bu nedenle de Çin mitolojisinde yer almışlardır. Sadece sürüngen özelliklerine sahip oldukları için değil, belki de, şekil değiştirebilme becerisine sahip oldukları içindi. Başka bir vücut şekline girebiliyorlardı, mesela (insan şekli). Şu anda, bunları anlamak ve algılamak bizim için oldukça zor ancak çok eski zamanlardan beri, olağanüstü yeteneklere sahip ve şekil değiştiren sürüngensi yaratıklardan sözedilmektedir. Konuyla ilgili araştırmacılar, bu sürüngenlerin dünyaya egemen olmak için insansılarla savaştıklarını, soylarının tükenmeye yüz tutması ile sona eren bu savaştan sonra sağ kalanların yeraltına çekilmek zorunda kaldıklarını öne sürüyorlar. Eski insanların, gizemli bir şeylere tanık olduğuna dair  net bulgular var. Bunlar bizi ziyaret etmiş uzaylılar mı yoksa yeraltına çekilmiş, yabancı ırka ait varlıklar mı bilmiyoruz, ancak sürüngen yaratıkların, insanoğlunun kültürüne etkilerine dair açık referanslar sözkonusu. 

Acaba, böyle efsanelerle yılan ve ejderha betimlemeleri, bazı antik astronot kuramcılarının inandıkları gibi, tarih öncesinde yaşayan insanların Gri Uzaylılar tarafından meydana getirilen doğaüstü melez yaratıklarla kurdukları temasları belgeleme yöntemleri olabilir mi? Bunlar, belki de Grilerle çok daha yakından bağlantılı olduğumuzu gösteren kanıtlardır. Bir gün uzay evriminin efendisi haline gelebilirsek, uzaylı varlıkların gerçek niteliklerini  de anlayabilmemiz mümkün olabilecek. İşte o zaman, kafamızdaki tüm soru işaretleri cevaplanmış olacak.

Yazılarım
SONSÖZ GAZETESİ ulusal,
Quality of Magazine dergisi ulusal,
Ankara life dergisi yerel,
Capitol Brave dergisi ulusal,
Bodrum Aktüel dergisi yerel
yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.