Strict Standards: Only variables should be assigned by reference in /home/u7071740/kozmiksirlar.com/plugins/system/bigshotgoogleanalytics/bigshotgoogleanalytics.php on line 29
SİRİUS Ñ.33-D NASA - Vuslat Olcaydu - Kozmik Sırlar - Astrolji

1984 yılında, Amerika Birleşik Devletleri uzaya Discovery adlı uzay mekiğini yolladı. Herşey gayet normal gözüküyordu, ancak astronotlar daha sonra sıradışı birşeyler yaşadılar.

Bilinmeyen cisimler mekiğin etrafında bir kalkan oluşturmuşlar ve mekiğin çevresinde kısa bir süre tur atmışlar, sonra da U.F.O.lar ve diğerleri yokolmuş.  Astronotlardan biri, açık kanalda basbayağı söylüyor, ''Bizi bir uzaylı gemisi izliyor'' diyor, sonra bu görüşme kesiliyor,  sanırım daha sonra özel kanalda değil de açık kanalda olduğunu hatırladı bir anda ve ne gördüğünü anlatmak için derhal özel kanala geçti tekrar.  N.A.S.A. yetkilileri, sözkonusu görüntünün güneşte  parlayan buz  parçacıkları  olduğunu  söylüyor, ancak uzay mekiğinin video yayınının, N.A.S.A. yetkililerinin açıklamak istemedikleri şeyleri yakalamış olması mümkün. Mekik astronotları zaman zaman uzayda açıklayamadıkları bazı şeyler gördüklerini ve yaşadıklarını,  bunların bir uzaylı  varlığı işaret edebileceğini bildirmişlerdir.

İnsanoğlu, uzaya çıktığı andan itibaren, astronotlardan uzay gemisine benzeyen şeyler gördüğüne dair bir sürü rapor gelmiştir. Bir şeyi sakın unutmayalım, bunları anlatanlar kafadan kontak  insanlar değil,  astronotlardır. 1996 yılında,  uzay mekiği Kolombia STS800'de çekilen görüntüde geminin dışında hızla hareket eden bir sürü cisim görünüyor.  Tanımlanamayan cisimler,  parlak hatlar halinde görünüyor.  Bunlar fizik kanunlarının dışında hareket ediyorlar. Yani U.F.O. ya da dünya dışı uzay araçlarından beklendiği şekilde hareket ediyorlardı. Başka dünyalara dair karşılaşmalardan söz edenler,  sadece Amerika'da astronotlar değil, 1985 yılında Salliot7'deki Sovyet kozmonotları dünyanın yörüngesine girdikleri sırada 7 göksel varlık gördüklerini bildirdi.  6 kozmonot birden uzay istasyonu penceresinden baktıkları sırada,  gemilerinin çevresinde dolaşan ve ''kanatlı melekler'' diye tarif ettikleri varlıklar gördüklerini söylediler. Bunlar insana benzeyen, pırıltılı yaratıklarmış ve üstlerinde tuhaf bir şekilde kanatlar varmış, şimdi insan merak ediyor? acaba orada ne oldu? Bu melekler kozmik giysiler giymiş ve etrafında özel alanlar olan uzaylı bir tür müydüler? Sovyet uzay istasyonunu araştırdılar ve sonra birden ortadan kayıp oldular.Eğitim görmüş bilimadamlarının verdiği bu raporlar doğruysa,  bizimle temas kumaya çalışan dünya  dışı zekaya dair bir kanıt oluşturur mu?  Bu hiç de bilinmeyen birşey değil aslında, bunu bilenler var üstelik birkaç değişik türden uzaylı gezegenimizi ziyaret etmiş, anlaşıldığı kadarıyla da bu işi çok uzun bir süredir yapıyorlar.

Acaba N.A.S.A., dünya dışı varlıklar hakkında gizli bilgiler mi taşıyor? 1958 yılında başkan Eisenhover Ulusal Havacılık ve Uzay anlaşmasını imzaladı ve N.A.S.A. resmen kurulmuş oldu,daha önce Naca denilen havacılıkla uğraşan bir devlet dairesinden türedi aslında. N.A.S.A. uzayı ve güneş sisteminin dışını araştırarak, insanlığa yepyeni bir yön vermek üzere kurulmuştur,  ayrıca Amerikan savunma bakanlığıyla yakın işbirliği içerisinde çalışmak üzere programlanmıştır.Burada amaç, rusların teknoloji çalmasını engellemekti. Ancak, bazıları asıl amacın bilgiyi dış güçlerden değil, Amerikan halkından saklamak olduğunu düşünüyordu. N.A.S.A.'nın sivil bir bilim kurumu olduğu sanılırama değildir. Kuruluş yasasında keşfettiği herşey gizliliğe tabidir, yani açıklama zorunluluğu yoktur diye geçer. Kurulumundan hemen sonra istemiş olduğu birtakım gizli raporlardan da, aslında N.A.S.A.'nın dünya dışı temaslar kurmak üzere oluşturulmuş olduğunu açık açık anlatıyor. Eğer bu zamana kadar ayda ya da Mars'ta bazı deliller elde ettilerse veya daha üstün bir zekayla temas kurdularsa raporda yazan maddelerin başındaki birinci madde kimseye söyleme, eğer söylersen uygarlığımızın dokusu parçalanır ve bizi yok eder. Bazı araştırmacılar N.A.S.A.'nın gizli gündemine dair kanıtların kurucu bilim insanlarıyla gizli cemiyetler arasındaki ilişkide bulunabileceğini düşünüyor. Bu gizli cemiyetlerin özünde, kendilerinin eski Mısır'ın büyük tanrılarının soyundan geldiği yatar yani Osilis'in, İsis'in ve Poros'un.Bu Tanrılarla aralarında kan bağı olduğuna inanırlar ancak bu Tanrılar uzaydan gelmişlerdir.  N.A.S.A.'nın kurulumunda en tepede masonlar vardır,  kurucu direktörler ayrıca  Merkür programına, Apollo programına ve Ceminay programının başına da Masonlar locasından 33. derece üst düzey yöneticiler de var.  Bu insanların hepsi biraraya getirilmiş, aynı inanç sisteminden insanlar,  aynı çatı altında bir amaç için toplanmışlar.  Bir gizli cemiyet içerisinde  bilginin iletilmesi  pratiğinin İLUMİNATİ döneminden beri sürdüğünü görüyoruz. ÜLUMİNATİCİ'ler seçilmiş bir avuç akıllı ve zeki kişinin  herkesin eline geçmemesi gereken bilgiyi taşımaya muktedir  olduğunu düşünürdü.  Acaba bu bilgi, gizli cemiyetler yoluyla  kuşaktan kuşağa geçti mi?  Belki de bu firavunların zamanından beri varolan bu cemiyetlerin günümüzdeki halidir. Acaba N.A.S.A.'yı kuran bilimadamaları, eski Mısırlılar gibi insanların dünya dışı varlıkların soyundan geldiğine mi inanıyordu? Bu gizli cemiyetlerin mensupları,  uzay yolculuğu hakkında ne biliyordu?  N.A.S.A. yetkililerinin gizli bir gündemi olduğundan kuşkulananlar, 33 sayısının yeniden kullanımını işaret ediyor.  Bu sayı gizli cemiyetler açısından önemli bir simgesel sayı. İlk uzay mekiğinin iniş pistinin adı 33. pist.New Mexiko'daki White Sence kalkış pistinin adı da 33. pist. Yani N.A.S.A., bu rakamı sürekli ve tekrar ederek kullanıyor. Eski Mısır inançlarıyla aralarında bir bağ var. Bu, N.A.S.A.'nın Apollo uzay programının ambleminde de bulunuyor. Yıldızların arasında bulunan kocaman A harfinin  Yunan Tanrısı Apollo'yu değil,  yaygın olarak Osilis diye bilinen Mısır Tanrısı Asar'ı temsil ettiği görülüyor. A'nın ortasında bulunan üç yıldız kümesinin, Orrion kuşağındaki yıldızları temsil ettiği görülüyor.  Acaba Orrion ve Sirius gibi yıldızların N.A.S.A. için bu kadar önemli olmasının sebebi Mısırlılar dahil bütün eski dinlerin uzaylı Tanrıların buradan geldiklerini  söylemiş olmaları mı? 25 Mayıs 1961 günü başkan Kennedy hedefin,aya insan göndermek olduğunu açıkladı ancak Kennedy bu önemli açıklamasının ardınan 271 numaralı ulusal güvenlik aksiyon andıcına bağlı olarak, N.A.S.A.'nın uzay programıyla Sovyetler Birliği'nin uzay programlarının birleştirilmesini gizlice teklif etti.Amerika, uzay programını henüz yeni başlatmışken başkan Kennedy ülkenin en büyük düşmanıyla teknoloji paylaşımını neden bu kadar istemişti? Komplo teorisyenlerine göre bunun nedeni, bu sırada önemli bir şeyin keşfedilmiş olmasıydı. Bu da uzaylıların dünyaya geldikleriydi, bunu biliyorlardı.

Artık ay yarışı acaba iki ülke arasındaki yarış mıydı?  Yoksa iki ülkenin,  uzaylıların geride bırakmış oldukları teknolojiye ulaşma yarışı mıydı?  Asıl gerçek N.A.S.A.'nın gizli uzay programı olduğudur. Bu programda, roketlerden daha  farklı  bir teknoloji  kullanılıyor. Bu U.F.O. teknolojisi gibi birşey,  yerçekimine karşı koyabilen araçlar.  Gizli uzay programının şu anda hangi boyutlarda olduğunu bilemiyoruz ama N.A.S.A.'nın baştaki asıl misyonu,aslında aya gitmek, güneş sisteminde daha önce varolmuş ileri bir uygarlığın izlerini bulmak ve bu izleri buraya getirmekti. Bir başka deyişle, bizim bu Tanrıların yani İsis, Osilis, Porus ve Set'in soyundan geldiğimizi kanıtlamaktı. Artık bu hedefe ulaşıldı, şimdiki amaç ise bu bilginin yavaş yavaş ortaya çıkartılması, bizim köklerimiz burada değil yukarıda, uzay varacağımız son nokta.

Yazılar Capital BRAVE ve Bodrum Aktüel dergisinde yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.