Strict Standards: Only variables should be assigned by reference in /home/u7071740/kozmiksirlar.com/plugins/system/bigshotgoogleanalytics/bigshotgoogleanalytics.php on line 29
Vatikan Kilisesi - Vuslat Olcaydu - Kozmik Sırlar - Astrolji

1996 yılında Pinote'nin ofisine isimsiz bir paket geldi,içindeki belgelerin ufolarla ilgili gizli hükümet belgeleri olduğu ortaya çıktı. Bu belgeler çok ilgi çekiciydi.Nedeniyse; 22 Ağustos 1936 tarihinde, Venedikteki Metse kasabası üzerinde görülen ufolar hakkında çeşitli bilgiler içeriyordu. Üstelik raporda ayrıntılı çizimleri de bulunuyordu. Pinote ve meslekdaşı Alfredo Lissoni, raporun  gerçek olduğunu düşünüyorlardı.Venedik semalarında uçan dev puro şeklindeki bu cisimin  birçok penceresi vardı ve aynı zamanda giderken arkasında duman bırakıyordu. Kayıtlar, görgü tanıklarının detaylı gözlemleriyle tutuldu. Puro şekline benzeyen aracın içerisinden iki küçük obje daha çıktığı ve bunların metalik renkli Satrün şekilli olduğu raporda yazılıydı.

ufo

İtalyan hava kuvvetleri alarma geçti, bu tanımlanamayan cisimlerin önünü kesmek için iki savaş uçağı hızlı bir şekilde yola çıktı. Ancak uçan puroyla birlikte iki metalik küre birden harekete geçti ve hızla uzaklaştılar. Olaydan sonra bir kısım üst düzey yetkililer, yanlış tanımlanan bir uçak olabileceğini öne sürdüler. 1936 yılında zeplinler, Atlantik'te en çok kullanılan hava araçlarıydı. Zeplin gibi uçakların şekli puroya benzer ve duman izleri bırakacak yakıt depoları mevcuttur. Ancak Lisonni buna ikna olmamıştı, bu cisim zeplin olamazdı, nedeniyse İtalyanlar bu tip uçaklar hakkında yeterince bilgi sahibiydiler. Zeplinler, içerisinde iki küçük araç taşıyabilecek kapasitede değildir. Yaşanan bu olayın, faşist diktatör üzerinde büyük bir etkisi olmuştu. Mussolini, bütün görgü tanıklarını, kendisi adına çalışan iki gizli polis tarafından susturdu. 6 gün sonra tanıklar Roma'ya götürüldüler, sorgulandılar, ifadelerine göre raporlar hazırlandı, bu konuyla ilgili daha fazla konuşmamaları emredildi, aksi takdirde akıl hastanesine kapatılacakları söylendi. Mussolini'nin insanların bilmesinden bu denli korktuğu şey ne olabilirdi? Bu olaya çağdaş bir yaklaşımla bakmamız gerekiyor. II. Dünya savaşı yaklaşıyordu, savaş dönemindeki korku panik ve paranoya duyguları vardı. Mussollini, bu sözde rahatsızlık veren hava araçlarının İngiltere, Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinin yeni bir silahı olduğunu düşünüyordu ve bildiğimiz kadarı ile bu objelerin Almanlar tarafından yapılmış olabileceğinden şüpheleniyordu. Kısa zaman içerisinde bir araştırma ekibi kurdu, ekibin adı RS33 idi. İtalya'nın önde gelen bilimadamları mühendisleri ve astronomlarından oluşan bu ekip, Venedik'teki ufo tanımlarını esas alarak çalışmalara başladı. O dönem böyle bir araştırma gerçekleşti ise İtalyan hükümeti, dünyanın tek resmi ufo görüntüsü ve bunun üzerine yaptıkları araştırma ile, tarihte kendisine benzersiz bir yer bulur. 1936 yılında böyle bir araştırmanın yapılmış olması oldukça düşündürücü, oysaki ufo biliminin 1940'lı yılların sonunda Roswell gibi olaylarla başladığı kabul edilir. Mussolini'nin ufo dosyaları gerçek ise; modern ufo fenomeni tarihini yeniden gözden geçirmemiz gerekir. Konuyla ilgili belki de zamanın biraz daha gerisine gitmemiz gerekir. Dünyadaki yönetici seçkinler, yüzlerce hatta binlerce yıl boyunca uzaylılarla kurulmuş olan temasların üzerini örtmüş olabilir. Daha fazla kanıt, bilim ve dinin buluşarak gerçekle savaştığı hatta inkar etmeye çalıştığı yerde saklı olabilir.

Roma, 17 Şubat 1600:

İtalyan gökbilimci Giordano Bruno, son günlerini Roma engizisyonunun emriyle hapiste geçirdi. Kendisine atılan suçlar arasında, dünyanın evrenin merkezi olmadığını ve kosmosun hayatla dolu olduğunu iddia etmiş olması da vardı. 16 ve 17. yüzyıllarda katolik kilisesi, bilimdeki bazı gelişmelerin karşısında idi. Sapkın diye nitelediklerinin arasında, uzayda bol bol hayat bulunduğunu söyleyen Giordano Bruno da vardı. Bruno, uzaylı yaratıkların varlığına inanmıştı. Ancak, bu düşüncesinin üstü Vatikan tarafından müthiş bir titizlikle kapatılmıştı. Rönesans sırasında Galileo ve Copernicus gibi bilim insanları afaroz edildi. Onların da Giordano Bruno gibi, uzaylı varlıklarla temas kurdukları bilinen bir gerçekti. Katolik kilisesi tüm bilgileri kendi tekelinde tutmaya kararlıydı, bu nedenle bilimsel keşiflerin üstünü örtmek için büyük bir çaba sarfettiler. Bruno'nun sapkın varsayımlarının arasında evrenin, akıllı varlıkların yaşadığı sonsuz sayıda dünyayla dolu olduğu da vardı.

Bu açıklamaların sorunlu olmasının nedeni: Dinin temel bir kaidesine yani insanın yaradılışının merkezi olduğu inancına karşı çıkmasıydı. Bruno'nun öğretileri, Avrupa'daki alimler ve ilahiyatçıları çok öfkelendirdi, sonunda Vatikan'ın emriyle tutuklandı. Sekiz yıl boyunca sapkınlıktan yargılanıp hapiste kalmasına rağmen, doğru bildiği inançlarından kesinlikle vazgeçmedi. Giordano Bruno, Katolik kilisesine karşı geldiği için bir kazığa bağlanıp yakılarak öldürüldü.  Vatikan'ın bu olayı gerçekleştirmesinin nedeni, kilisenin kontrolü dışında kalan ve insanlarda çok daha ileri bir türün varlığını gizlemeye çalışmak olabilir. 20. yüzyılın ortalarından günümüze kadar geçen süre içerisinde hükümetler ve bilim, bu tür gizemlerin varlığıyla ilgili bilgileri insanlardan saklamaya devam ediyor.

Vatikan Şehri:

papa17. yüzyılda Papa V. Poulus, bazı kilise belgelerinin Vatikan kütüphanesinden çıkartılmasını ve dışarıdan hiç kimseye gösterilmemesini emretti. Bu kısıtlamalar 1881 yılında bir miktar gevşetildi, ancak bugün bile Vatikan'ın gizli arşivlerine ulaşmak oldukça imkansız. Konuyla ilgili araştırmacılar, arşivlerin kısıtlanmasının, Katolik kilisesinin doktrinini derinden tehdit eden bazı kehanetlerin varlığından kaynaklandığını düşünüyor. Vatikan'da gizli bir kütüphane var ise, Katolik kilisesinin uzaylılar ile  temaslarını belgelediği kayıtlar da burada mevcuttur. Büyük bir olasılık ile Giordano Bruno uzaylılardan aldığı mesajların ayrıntıları da arşivlerde saklanıyordur. Bruno gibi örneklere baktığımızda, bundan daha fazlası olması gerektiğini de anlıyoruz. Vatikan arşivleri bir gün gelir, günyüzüne çıkar ise ortaya olağanüstü detaylı bilgiler çıkacaktır. Araştırmacılara göre, Vatikan'ın arşivlerinde Fatima'nın mucizesiyle ilgili gizli bulgular da yer alıyor. 1917 yılında Portekiz'in bu küçük kasabasında yaşayan üç çocuk, kendisinin bakire Meryem olduğunu söyleyen birisinden çeşitli mesajlar aldıklarını iddia ettiler. Kısa zaman içerisinde, onlarca kasabalı olayın yaşandığı bölgeye geldi ve daha sonra hepsi gökyüzünde dönen gümüş bir daire gördüklerini iddia ettiler. Kilise çok uzun bir süre boyunca, Fatima ve çocukların yaşadığı bu esrarengiz olayı kabul etmedi ve sakladı. Uzaylılar, çacuklara "Bu gezegende yalnız değilsiniz" mesajını telepatik yolla verdiler. Anlatmak istedikleri: "Biz buradayız, binlerce yıldır sizi gözlüyoruz, lütfen insanlığı bizim tekrar geri döneceğimiz güne kadar hazırlayın"idi. Kozmik bilimciler, Katolik kilisesinin Fatima'dan alınan mesajları sansürlediğini düşünüyor.  O gün, çocuklara üç mesaj verildi ancak Papa V.Poulus üçüncü mesajı açıklamayı reddetti, son mesaj belli ki uzaylıların varlığından söz ediyordu. Bence, Fatima mucizesi uzaylı habercilerin ziyaretlerini gösteren olaylardan sadece bir tanesi. Tevrat'ta benzer durumların tarif edildiği öyküler var, ayrıca Jeanne d'Arc 'ın duyduğu sesler ve daha birçok dehanın yaşamış olduğu çeşitli gizemli fenomenler de mevcut. Belki de Vatikan, evrendeki başka hayatlarla ilgili çok daha derin bilgilere sahiptir. Uzayda hayat olduğuna inanmak, yüce bir varlığın her şeye kadir olduğu düşüncesini inkar etmek anlamına gelmez.

fatima

Maltgrain Ulusal Gözlem Evi:

Burada, Roma Katolik kilisesi gökyüzünü hergün tarayarak gözlem yapan devasa bir teleskop çalıştırıyor. Bölgede gökyüzüyle ilgili çeşitli konularda her türlü araştırmalar yapılıyor. Yakında bulunan gezegenleri, güneş sistemini, bütün galaksiyi, öteki başka galaksileri ve evreni inceliyorlar. Bence Katolik kilisesi, kozmik komşularımızı gözleyerek, varlıklarını dünyaya kabul ettirmek için gizli bir hazırlık yapıyor olabilir. Maltgrain Ulusal Gözlem Evi, San francisco tepelerine çok yakın. Buralar, Hopi kızılderililerinin (Anasazi)'lerin kutsal dağları, ayrıca göksel varlıkların (U.F.O.) 'ların koridoru kabul edilen önemli bir bölge. Bence, Vatikan'ın buraya gözlemevi kurmuş olması bir tesadüf değil. Bu kadar önemli konumda olan bir devlet, evrende başka hayatların varolduğuna dair sahip olduğu gizli bilgileri, bir gün gelip halka açıklamak zorunda kalır ise bunun Katolik öğretisi ile tutarlı olması gerekir. 2008 yılında Vatikan, uzayda hayat olmasının, kilisenin öğretileriyle çelişmediğini açıklayarak gözlemcileri şaşırttı. Dünyadaki bir avuç seçilmiş insan ile paylaşılan mesajlara dair haberlerin giderek artmış olması, Vatikan'ın evrende bulunan başka hayatları kabul etmesini teşvik etmiş olabilir. Uzaylılar, binlerce yıldır insanlara çeşitli mesajlar veriyor ise geçmişte atalarımız ile olduğu gibi, yakın gelecekte bizimle de yeniden biraraya gelmek için hazırlanıyor olabilirler.

BELKİ DE BU ZAMAN ÇOK YAKIN. 

 

 

Yazılar Capital BRAVE ve Bodrum Aktüel dergisinde yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.