Meksika’nın güneyi: Tumbala dağlarının eteklerini çevreleyen sık ormanlarda antik Maya şehri Palenka’nın yıkıntıları uzanıyor. Geçmişi milattan önce 1800 yılına kadar uzanan Palenka, bugün Orta Amerika dediğimiz bölgeye yaklaşık 2000 yıl boyunca egemen olmuş antik Maya uygarlığının en kalabalık merkezlerinden biriydi.

Kral Pakal'ın MaskesiKral Pakal'ın Maskesi

Madenden yapılmış araçlara, tekerleğe ve sürü hayvanlarına sahip olmayan Maya’lar, çok geniş bir bölgede akıl almaz bir mimari doğrulukta Palenka gibi şehirler kurmuşlardı. Güneyde Kapon, doğuda Tikal ve en kuzeyde bulunansa Kalakmo şehirleriydi.

Maya’lar cangılın ortasında bir uygarlık kurmayı başarmışlardı. Oysaki, cangılların toprak katmanının ince olduğunu biliyoruz. Ancak Maya’lar burada çok geniş nüfusu beslediler. Bugün aynı bölgede yaşayan insanlardan 20-30 misli fazlaydılar. Maya uygarlığının zaferleri arasında tarım, mühendislik ve astronomi alanında sayısız bilimsel başarı yer alır. Ayrıca, gelişmiş bir mitolojileri ve dilleri vardı.

Palenka şehrinin bugüne kadar sadece %10’luk bir kısmı arkeologlar tarafından kazılmıştır. Tarihçilere göre büyük Maya şehirleri 9. Yüzyılda terk edildi ve Maya halkı ortadan kayboldu. Acaba, bunun nedeni Mayaların ortaya çıkışlarının ve alınyazılarının başka dünyalardan gelme güçlerin elinde olması mıydı?

Belki de geride buna dair işaretler ve ipuçları bırakmışlardır. 1952 yılında Palenka’da yapılan kazıda, kral Pakal’ın piramit mezarı bulundu. Bu piramit, Maya dünyasının en önemli yazıtlar tapınağıdır. Etrafında kral Pakal’a ait dev lahite ve kapağa ulaşıldı. Bu, o güne kadarki en önemli Maya buluntusuydu. Araştırmacılar, kralın diğer dünyaya yolculuğunun lahitte resmedildiğini düşünüyor. Pakal bir uzay gemisinin pilot koltuğunda oturuyor, uzaya gidiyormuş gibi görünüyor. Lahit kapağındaki tuhaf yontular uzay kapsülü içindeki bir adamı andırıyordu, bunu yapan sanatçı o dönem gördüğü ya da duyduğu bir şeyi taşa aktarmaya çalışmış, bu kral Pakal’la dünya dışı güçler arasındaki ilişkiye bir kanıt kanıt olabilir. O zamanki teknolojik referans çerçeveleri, bugün bizim sahip olduğumuzdan çok daha azdı. Bu durumda, anlayamadıkları bir şeyi resmetmeye çalıştıkları çok açık. Maya’lar güneş ve yıldızların hareketlerini gözlemlemek için çok yüksek kuleler inşa etmişlerdir. Bunların içerisinde en görkemlisi, Palenka sarayının içerisindeki en yüksek kule. Sarayın içerisinde tuhaf T şeklinde pencereler var. Bu pencereler büyük olasılıkla Rüzgar Tanrısı’nı temsil ediyor. Bu pencerelerden gökyüzünü inceliyorlardı. Eski Maya bölgelerinin birçoğunda bu gözlemevlerinden bulunmaktadır.

Tapınaklar, zaman içerisindeki meydana gelen olaylara göre düzenlenmiş, ekinokslar, gündönümleri gibi. Bu da astronomi hakkındaki bilgileriyle anıtlar arasındaki ilişkiyi gösteriyor. Maya’lar, 6000 yıllık bir süre içinde, Venüs gezegenini, güneş sistemimizin yerleşimini 6000 yıl öncesine kadar hatasız bir şekilde bildiler, yanılma payları sadece birkaç saatti. Bu kadar uzun yaşamadıkları halde Venüs dönüşünü nasıl hesapladılar, bunun için 6000 yıl gözlem yapmış olmaları gerekirdi. Bu bilgiyi zaten Tanrı’lardan almışlardı, Maya’ların bu sistemleri tek başlarına getirmeleri imkansız. Bu bilgilerin onlara Maya halkıyla temas kurmuş olan uzaylılar tarafından verilmiş olduğu çok açık. Mayaların en şaşırtıcı astronomik başarılarından bir tanesi, dünyanın, uzayda kendi ekseni etrafındaki dönüşünde yaşanan çok yavaş değişiklik. Eksen sapması denilen bu olay 26000 yıldan fazla sürüyor. Bu kadar uzun sürece yayılmış bir olayı nasıl takip edebildiler? Belki de zamanı izleme becerilerini, hareketleri izlemek ve önceden tahmin etmek için kullandılar. Sadece güneşi değil, ayı, Venüs’ü bazı durumlarda Jüpiter’i, Mars’ı, Satürn’ü ve bazı takımyıldızları izlediler.

Günümüzde en büyük piramit inşaatçıları Mısırlılar olarak bilinir ancak Orta Amerika’da Mısır’ın on katı daha fazla piramit yapılmıştır. Maya’lar anıtsal yapılarının çoğunu güneşsel, aysal ve yıldızsal olaylarla aynı hizada yerleştirdiler, böyle yapmazlarsa kötü şeylerin olacağından korkuyorlardı. 5. Çağdaydılar ve daha önceki çağların hepsinin kıyametle sonuçlandığına inanıyorlardı. Bu nedenle ritüellerini, etkinliklerini, oyunlarını, faaliyetlerini bu belli göksel olaylarla aynı anda yapmak zorunda hissetmişlerdi kendilerini.

mayalar-03Bu zamanlama hesaplarının çok önemli olduğunu biliyorlardı çünkü yıldızlar Tanrıların ne zaman geri döneceğini anlatıyordu. Mayalar, geleceği planlamayı hatta dünyanın sonunun ne zaman geleceğini uzaylı ziyaretçilerden mi öğrenmişlerdi? Palenkadaki Tortuger anıtında 21 Aralık 2012’nin takvimin sonu olduğunu söyleyen bir yazıt vardır. Bu yazıda 9 Tanrı’nın dünyaya ineceği belirtilir ancak gerçek anlamının ne olduğunu kimse bilmiyor, tahminlerden yola çıkarak yepyeni bir dünyanın başlayacağını, daha bilinçli bir yaşam tarzına geçileceğini düşünebiliriz. Maya’lar uzaylı ziyaretçileri Tanrı zannediyordu ve bu ziyaretlerin arkasındaki esas gerçeği anlayamıyorlardı. Oysaki ilk hükümdarları Tanrıydı ve göklerin soyundan geliyorlardı, yani yabancı bir ırk. Birçok eski Maya harebesinde rastlanan hiyerogliflerin tercümelerine bakılırsa KULKULKAN yani büyük tüylü yılan Mayalara bilgi getiren tanrıydı. Bu, onların gizemli yaşamlarında oldukça önemli bir yerde. KULKULKAN’ın suretine Maya dünyasının her yerinde rastlanıyor, piramitlerde, taşa oyulmuş resimlerde büyük, tüylü, kanatlı yılan olarak resmedilmiş. Bu yılan uçabiliyor ve göklerden yeryüzüne inmiş, seçilmiş olan Mayaların bir kısmına matematik, astronomi ve her çeşit bilimi öğretmiş. KULKULKAN daha sonra çok ileride bir gün geri döneceğine söz vererek ortadan kaybolmuştur.

Maya’lar KULKULKAN’ı dünyalarına bilgi ve uygarlık getiren Tanrı olarak görüyorlardı ve O’na saygı duyuyorlardı, burada tuhaf olan kanatlı yılan Tanrı’ya dair resimler, antik dünyanın her yerinde mevcut. Yarı yılan yarı insan varlıklar olarak resmedilmiş bunlar gerçekten var mıydı? Yoksa o çağlarda insanlar teknolojiyi yanlış mı algıladılar? Belki de gökyüzünden inen bazı araçlar görüyorlardı. Uzaylılar bu araçlardan indi ve farklı kültürlerden, farklı toplumlardan insanlara belli disiplinleri öğretti. Gerçek şu ki Maya’lar uzaylı varlıklarla temas halindelerdi ve takvimleri 21 Aralık 2012’de sona eriyor. Bu belki de Tanrıların döndüğü gün olacak, belki de uzaylılar söz verdikleri gibi dünyaya, Mayalara geri dönecekler. Takvimlerinin gelişkinliğini göz önünde bulundurursak dünyanın kaderini değiştirecek bir olayın zamanını doğru tahmin etmiş olmaları mümkün. Belki de bu olay insanların aydınlanacağı yepyeni bir çağı başlatacak ya da korkunç bir kıyametle insanlığın sonunu getirecek, bunun cevabını sadece zaman verecek.

Yazılarım
SONSÖZ GAZETESİ ulusal,
Quality of Magazine dergisi ulusal,
Ankara life dergisi yerel,
Capitol Brave dergisi ulusal,
Bodrum Aktüel dergisi yerel
yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.