Geçtiğimiz yüzyılda dünyamızın seyrini değiştiren buluşlara imzasını attı. Bunlardan biri Genel Görelelik Kuramı. Bu kuram ışığın bir çekim alanı içerisinde büküldüğünü söyler. Dolayısıyla tutulma nedeniyle güneş kapandığında, güneşe en yakın yıldızlar artık görülebilir. Eğer ışık bükülüyorsa, yıldızlar hafifçe farklı bir pozisyonda olurlar. EINSTEIN kesinlikle haklıdır.

albert-03Işık ancak onun eğrileceğini tahmin ettiği kadar eğridir. Bu kuram ispatlanmıştır. Aslında uzay ve zamanın bize bizim sandığımızdan çok daha yabancı olduğunu ortaya çıkartmıştır. Çığır açan keşifleriyle Aiesec Newton’un fizik kurallarını yeniden tanımladı ve evrenin nasıl işlediğine dair yepyeni bir anlayış ortaya koydu. Buna göre uzayda enerji ve maddenin varlığı uzayın şeklini değiştirebilir, zamanı saptırabilir ve bükebilir. Einstein’in görelilik kuramı fiziksel kavramlarla ilgili düşündüğümüz her şeyi temelinden sarstı ve evren algımızı genişletti. O bir dahiydi, dehasıysa gördüğü her ne olursa olsun farklı bir açıdan düşünebilmesinden kaynaklanıyordu. Acaba bilimsel buluşlarının kaynağı neydi?

Einstein kendini bir tür üç boyutlu metaforik trans hali olarak tanımlayabileceğimiz ve düşünce deneyleri olarak adlandırdığı değişen bilinç durumlarına sokma konusunda çok başarılıydı. Böylece çok değişik ve yeni fikirlere ulaşabiliyordu. Belki de galaksimizin dışındaki alemlerle iletişim kuruyordu. Bu düşünce deneyleri sayesinde 1905 yılında dört tane makale yazdı. Bunlardan birinde atomların gerçek varlıklar olduğunu kanıtladı. Aynı yıl foto elektrik etkisi üzerine de bir makale yazdı. Işığın bir dalga olmadığını, bir parçacık gibi hareket ettiğini ve minik gizli paketlerden geldiğini ispatladı ve bu çalışmalarının sonunda lazerimiz oldu. Göz cerrahisinden metal kesmeye kadar her yerde kullanıyoruz artık. Aynı zamanda kütle yaratabilmeyi, kütleyi parçalayabilmeyi, nasıl var olduğunu, ve nasıl kullanılabilir kinetik enerjiye dönüştürülebileceğini gösterdi. Son makalesi ise görelelik kuramıydı. Bir bilim insanının ancak bütün bir meslek yaşamı boyunca ulaşabileceği kadar büyük buluşlar bunlar. Einstein’in 1-2 yıl içerisinde bu kadar çok şeye ulaşabilmesi bir mucize. Çeşitli bilinç durumlarına geçebilme yeteneği, O’na yeryüzü dışındaki bir dünyayla ilişki kurmasını mı sağladı?

Görelilik kuramını ilk geliştirdiği sırada, sanki beyninin içinde bir fırtına kopmuş gibi olduğunu söylemiştir. Bu da farklı bir beyine sahip olduğunu ve beyninin normal insanlardan farklı bir şekilde çalıştığını gösterir. Einstein’in bir koltukta saatler boyu oturarak kafasının içinde bir fikri ya da düşünceyi formüle ettiğini biliyoruz. Bu fikirleri gelişmiş bir bilgi alanında alıyordu, böyle bir teknolojiyi, belli bir düzeyde kullanmış olması gayet mümkündür. Tarihte omuzlarında yükseldiğimiz o dev insanlara baktığımızda, hepsi de bu bilginin kendilerine ait olmadığını, çok daha büyük, çok daha ilahi bir yerden geldiğini, dünyaya yaymak için kendilerine verildiğini hep söylemişlerdir.

albert-04Evrene dair bilginin tamamı kosmosun içinde mevcut. Einstein belki de bu bilgiye erişebildi. Kendisi metafizik bir dünya diye tanımlayabileceğimiz bir kanaldaydı aslında. Doğrudan erişimi vardı. Böyle bir şey yaşadığının farkında değildi ama varlığı ve özü biliyordu ve bu sayede evrenin sırrını çözmeyi başarabildi. 2011 yılında Einstein’in beynine ait 46 dilim Mad Love müzesine teslim edildi.

Tomas Harvey bu dilimleri 40 yıldır saklıyordu. Bu O’nun için bilimsel bir hazineydi. 76 yaşında olmasına rağmen neronları çok iyi durumdaydı, bir bozulma veya hastalık yoktu. İlerlemiş yaşına rağmen sağlıklı bir delikanlının neronlarına sahipti. Daha da şaşırtıcı olan Einstein’in Paraetal Lob’u yani beynin cisimleri hareket ettirdiği ve sayılarla işlem yaptığı sanılan bölgesi. Bu bölge sıradan bir insana göre %15 daha büyük. Bu anormal bir durum. Acaba soyut senaryolar oluşturma yeteneği bu sayede mi gerçekleşiyordu? Işık hızıyla gitsem ne olur diye düşünürdü.

İnsanın kendini buraya yerleştirmesi hiç kolay değil. Dr. Marrien Diamond 1980 yılında Einstein’in beyninde bir başka hayret verici özellik keşfetti. Diamond’a göre Einstein’in beynindeki glier hücreleri normal insanlardan %70 daha fazlaydı. Neronlarla glierler arasında iletişim vardır. Glea bilginin taşınması bakımından temel teşkil eder. Dünyadaki insanların %99’unun beyni tıpatıp aynı, ancak bazı beyinler farklı. Einstein, zaten donanımı hepimizden çok daha farklı olan bir dahiydi. Glea hücrelerindeki olağandışı genetik yapılanmanın nedenlerini kestirmek zor. Ancak transa geçtiği zamanlarda çok gelişmiş olan beyninin, bambaşka bir alemden gelen mesajları alabilmesini ve çözebilmesini sağladığı düşünülüyor. Einstein hala tanımlanmamış bir çeşit uzaylı genine sahip olabilir mi? Acaba D.N.A. dizilimlerini bilmediğimiz insanlar var mı? Bilinmeyen, dünyaya ait olmayan, daha önce keşfedilmemiş D.N.A.’lar olabilir mi?

Olağanüstü yeteneklere sahip insanlar, belki de insandan biraz daha fazladırlar. Batı felsefesinin kurucu babası olan Sokrat çok çeşitli bakımlardan tuhaf bir filozof olarak tarif edilir. Hiç kıpırdamadan saatlerce durup kendi düşüncelerine daldığı söylenir. Sokrat da bir iblise ulaşabildiğini, O’nunla konuşabildiğini ve hayatın sırlarını açıkladığını söyler. Bu iblis habis bir yaratık değildir. Sokrat’ın iblisi, akli dengesinin bozuk olduğunu mu gösteriyor? Yoksa bir uzaylı zekasıyla temas kurduğunu mu gösteriyor? Benzer iddialarda bulunan diğer dahiler de transa benzer bir duruma geçtiklerinde daha yüksek bir alemden bilgi almış olabilirler. Leonarda Da Vinci yatağının ayak ucuna koyduğu mumun alevinin tavanda yansıyan titreşimini seyrederken çok derinlere dalarak yepyeni fikirler bulduğunu söyler. Puçini Büyük Operası Madam Butterfly’ın Tanrı’dan geldiğini söyler. O’na ilahi bir güç tarafından yazdırılmıştır. Brams bestelerini yaparken başka alemlerde ruhunun dolaştığını söyler.

Bu insanların başka bir alemle iletişim kurup kurmadıklarını bilmiyoruz. Belki de kendi bilinç altlarıyla ya da hiç farkına varmadıkları kendi derin bilgelikleriyle temasa geçiyorlardı. Mucit Nichola Tesla modern elektrik mühendsliğinin öncülüğünü yaptı. Günümüzün kablosuz teknolojisinin ardındaki itici güç oldu. Tesla icatlarını yaparken ilk önce gözüyle canlandırır, araştırma, geliştirme safhalarını aklında kurar ve daha sonra hataların ve yanlışların nerede olduğunu söyleyebilir. Bunları girdiği değişik bilinç durumlarında zihninden geçirmiştir.

Başka dünyalarla ilişki kurduğuna dair en önemli kanıt, 1900 yılı aralık ayında Kızılhaç'a gönderdiği mektupta gizli. Mektupta şöyle yazıyor. Başka bir dünyadan mesaj aldık. Bilinmeyen uzak bir dünya bu, şöyle diyor: bir, iki ve üç.

Tesla eksantrik bir dahiydi. Yaptığı herşey üç taneydi. Bu bir sembolizm düzeyi. Üç sayısına neden bu kadar takmıştı? Bu durum, Tesla'nın kozmik danışmanlarıyla bağlantı kurmasını sağlayan kendine ait, içsel, kablosuz iletişim biçimini gösteriyor. Artık kendimize sürekli söylememiz gereken birşey var.

Hepimiz yıldız tozundan meydana geldik. Vücutlarımızın oluşumundaki madde zamanın başlangıcından beri zaten vardı ve bizi oluşturan bu parçacıkların tek tek, her biri evenin bilgisini taşımakta.

Einstein'in düşünce deneyleri acaba her birimizde varolan dehanın kilidini açabilir mi? Bir sonraki Einstein kim olacak? ve nereden gelecek? Belki de aramızda ya da içimizde bir yerde açığa çıkmayı bekliyor, kimbilir?

Yazılarım
SONSÖZ GAZETESİ ulusal,
Quality of Magazine dergisi ulusal,
Ankara life dergisi yerel,
Capitol Brave dergisi ulusal,
Bodrum Aktüel dergisi yerel
yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.