Einstein'in 300 bilimsel makaleden oluşan inanılması güç mirası, ölümünün üzerinden yarım asırdan fazla geçmiş olmasına rağmen dünyayı etkilemeye devam ediyor.

Einstein, evren kavrayışımızı yeniden tanımlarken, insanlığa yapmış olduğu belki de en büyük katkı henüz hayata geçmedi, zaman yolculuğu. Einstein'in özel Görelilik Kuramı, ışık hızı ve Genel Görelilik Kuramı, zaman yolculuğunun gerçekten mümkün olduğunu ortaya koyar.

Günümüz bilimsel çalışmaları, görelilik kuramının bir kapı ya da Einstein Rosen köprüsü denilen bir solucan deliği aracılığıyla zaman yolculuğuna çıkılabileceğini öne sürüyor. Bu köprünün, paralel evrenlere açılan bir uzay bağlantısı olabilir. Genel görelilik kuramına göre uzay, aslında eğilip büküldüğü için içinde delikler oluşabilir. Solucan deliği, uzayda zaman içinde oluşan bir yapıdır.

Maddenin gerilmesiyle uzayda bir delik açılması gibi uzayın bir madde olduğunu düşünecek olursak, bu delik bir yere açılır. Einstein Rosen köprüsü uzayda iki nokta alır, bunları birleştirir. Bu iki nokta, değişik evrenlerde olsa bile, birinden yola çıkarsanız öteki uca varırsınız. İki çok uzak nokta arasındaki mesafeyi anında almasını sağlayan bir teleporteldir bu. Einstein, 26 Eylül 1905 günü İsviçre'nin Bern şehrinde özel Görelilik kuramını yayınladı. Bu kurama göre, uzay ve zaman birdi. Eğer daha hızlı hareket edersek, saatin akrep ve yelkovanının da değiştiğini farketmişti. Bunu daha önce kimse ne anlamış ne de akıl etmişti. Çünkü bu durum, ancak ışık hızına çok yaklaşıldığında meydana geliyordu. Bu düşünceye göre ışık hızına çok yakın bir hızla gidersen, içinde olduğun zaman da yavaşlar. Einstein'in Kuantum Dolaşıklığı adını verdiği makalede,bir parçacık iki parçaya bölündüğünde, parçalar çok uzak mesafeye dağılsalar bile, birbirlerine bağlı kaldıkları kuramını açıkladı, deneyler birbirlerinden ayrılan parçaların, zaman ve uzay içerisinde bağlantıda olduklarını gösterdi. Eğer bir parçacığın dönüş yönünü değiştirirsen,öteki parçacık ta dönüşünü aynı şekilde değiştiriyor. Yani birine birşey olursa, öteki de aynı ya da tersi bir durumda tepki veriyor, bir tür anında iletişim biçimi bu, Einstein bunu belli bir mesafeden hayaletimsi iletişim olarak tanımladı.

kosmos-01

Eski Mısırlılar, ışık insanlarının SİRUS'tan geldiklerini ve insanoğlunu yarattıklarına inanırlar. Birçok kültürün SİRUS hakkında bilgiye sahip oldukları bilinir ve bu yıldızı herşeyden ayrı tutarlar. SİRUS'un bizlere eğitmen elçiler gönderdiğine inanırlar. Acaba SİRUS, eski insanların köklerinin bulunduğu yıldız sistemi miydi yoksa uzaylı zaman yolcularının çıktıkları yer miydi? Dünyadan 8.5 ışık yılı ötede yani olağanüstü uzak bir mesafede (1 ışık yılı 9.6 trilyon km dir). Günümüz gelişmiş roketleri, saniyede 11.2 km yol almakta, yani çok çok hızlı, ancak bu hızla bile SİRUS'a gitmek 200.000 yıl sürer. Şu ana kadar insanoğlunun gittiği en uzak yer ay, yaklaşık 400.000 km. Bir sonraki adımımız Mars olacak. Ancak bu bile insanlar için çok büyük bir mesafe. Mars'a gitmek 6 ay sürüyor, mesafeler çok fazla, elimizdeki teknoloji ise henüz böyle bir şeyi gerçekleştirecek bir düzeye gelmedi, diyelim ki yıldızlar arasındaki mesafe uzaylı varlıklar için bile oldukça uzun. Belki de, teknik gelişmişlik düzeyleri en çıgın düşlerimizin bile ötesine geçmiş olabilir. İş, zamanın sınırlarını aşma becerisine sahip varlıklara geldiğinde, onların yaşadığı zamanla bizim yaşadığımız zamanın aynı olmadığı çok açık. Fizik bilimciler, doğada varolduğunu düşündüğümüz dört kuvvet arasında bir bağ olduğunu keşfettiler. Bunları birbirine zamk gibi yapıştıran şey ise Hicks parçacığı, yani Tanrı parçacığını bulmak demek, doğanın kuvvetlerinin aynı olması ihtimalini kavrabilmek anlamı taşıyor. Bu parçacığın, bir başka boyuta sıçrama, zaman içinde ileriye veya geriye hareket etme, gelecekte veya geçmişte ortaya çıkma yeteneğini sağladığı sanılıyor. Bir başka deyişle, zaman yolculuğunu mümkün kılıyor. Üç boyutlu bir dünyada yaşıyoruz, zamanı dördüncü boyut olarak düşünenler de var. Ancak bazı fizik kuramları, örneğin İp kuramı, çok daha fazla boyut olduğunu tahmin ediyor, 10 ya da 11 boyut gibi, sadece biz bu boyutlara ulaşamıyoruz, onları göremiyoruz, atomun içindeki parçacıklardan bile küçük. Bir gün bu boyutları geçebilirsek, bizi tamamen başka bir yere taşıyabilirler. Acaba henüz algılayamadığımız başka boyutlar geçekten var mı? Uzak galaksilerde yaşayan çok daha ileri varlıklar Tanrı parçacığını çoktan bulup, kullanmakta ustalaştılar ve dünyayı böyle mi ziyaret ettiler? Uzaylı ziyaretçilerin bizim düşündüğümüz gibilerse, teletaşıma biçimlerini kullandıklarını ya da ışık hızına ulaşabilecek itici kuvvet cihazlarına sahip olduklarını düşünüyoruz. İp kuramı ve Kuantum fiziği gibi konularda bildiklerimizi, geçtiğimiz yüzyıla göre çok ileriye taşıdık.

time

Zaman içinde yolculuk konusunda, hiçbir matematik kısıtlama yok dedik. Artık bize düşense, bu işi nasıl yapacağımızı bulmaktır. Zaman yolculuğu teleportasyonla aynı şey, milisaniye içinde bir yerden diğer bir yere gidebilseydik, bütün yolculuk türlerinde bu tam anlamıyla bir devrim olurdu, bizimle başka gezegenlerdeki uygarlıklar arasında bağ kurabilirdik.

İnsanların 1000 ya da 2000 yıl sonra neye benzeyeceklerini bilemiyoruz, ancak bu düşünceye göre entellektüel yeteneklerimiz o kadar gelişecek ki,beynimiz daha da büyüyecek, ellerimizi kullanarak yaptığımız işleri artık makineler yapacak.

Bizler, fiziksel olarak kalan varlıklar haline geleceğiz. İnsan ırkının geleceğine dair bu tür kavramlara baktığımızda hepsinin standart, geleneksel GRİ uzaylılara benzediğini görüyoruz.Ben zaman yolculuğuna inananlardanım. Gelecekte bizler için hiçbir şeyin imkansız olmadığını biliyorum. İnsanlar ne düşünüyorlarsa ve neleri hesaplıyorlarsa hatta neyin fantazisini kuruyorlarsa bir gün gerçek olacak. Şimdi kendimize sormamız gereken, ziyaretçi ufolar zaman yolcuları değilse, ya gelecekten gelen kendi insanlarımızsa?

Yazılarım
SONSÖZ GAZETESİ ulusal,
Quality of Magazine dergisi ulusal,
Ankara life dergisi yerel,
Capitol Brave dergisi ulusal,
Bodrum Aktüel dergisi yerel
yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.