Japonya’daki büyük depremden yarım saat sonra çok güçlü on metrelik tsunami Japonya'nın kuzey sahilini vurdu, karayı silip süpürdü, kilometrelerce içeri girdi.

Önüne çıkan herşeyi yıktı yok etti. Bu korkunç kıyım nedeniyle 19.000 kişi hayatını kaybetti. Tsunami büyük enerji taşıyan, uzun mesafeleri aşan, dev bir dalgadır. Okyanusta oluşan büyük bir enerji akımıyla ortaya çıkar. Kaynağı ise deniz tabanında meydana gelen büyük depremlerdir. Dolayısıyla, çok gelişmiş 1. Dünya ülkesi olabilirsiniz ve teknolojiniz üst seviyede olabilir ancak bu bile felaketi önlemenize yetmez. Japonların Kiyodo haber ajansına göre, felaketin ardından Japonya üzerinde yüzlerce U.F.O. görüldü, öyleyse bunun anlamı ne olabilir? 

O bölgedeki U.F.O. haberlerinde aniden artış olması gerçekten de ilginç. Demek ki, uzaylılar dünyamızda meydana gelen bazı felaketlerle hatta hayat değiştiren olaylarla yakından ilgileniyorlar. Uzaylıların, bu olayların bazılarını bizzat yaratıyor olmaları da oldukça mümkün. Dünya dışı güçlerin, bu tür ölümcül afetleri tahrik etmeleri nedense bana çok yakın geliyor. M.S. 365 yılında, Yunan adalarının en büyüğü olan Girit'te bütün şehirler, su altında meydana gelen bir deprem ve onu izleyen büyük bir tsunamiyle yerle bir oldu. Romalı tarihçilere göre, tsunami aynı zamanda Mısır'ın İskenderiye kentiyle, Akdeniz kıyısındaki başka şehirlerini de vurdu ve büyük hasara yol açtı. Bu Akdeniz dünyasında yaşanmış en büyük doğal afetlerden biridir. Rihter ölçeğiyle 9 büyüklüğünde bir depremdi ve Girit adasının 10 metre üstüne çıktı, olağanüstü bir olaydı. Eski Yunanlılar depremleri deniz tanrısı Poseidon'a bağlarlar.

Deprem, deniz fırtınaları ve kocaman dalgalar yaratabilme yeteneği nedeniyle Poseidon'a ''toprağı sarsan'' denirdi. Girit için Tanrıların evi olduğu söylenirdi, burada bazı mağaralar vardır ve insanlar burayı ziyaret ederler, bunların Zeus'un büyütüldüğü yer olduğu söylenir. Yani Hristiyanlığın ilk döneminde, Girit'te birşey olunca insanın aklına, acaba insanlığın geleceğini değiştiren bir fenomen mi? sorusu geliyor. Bu belki de Poseidon'un gazabıdır, o sıralarda Hristiyanlar Paganizmin yeniden canlanışına karşı mücadele ediyorlardı. Bu tsunami, sonunda bölgedeki Pagan dilini tamamen yok etti. Modern Hristiyanlık egemen oldu, Tanrı Poseidon sadece bir efsane ve mitoloji figüründen mi ibaretti? Yoksa bu doğaüstü varlığın kökeni başka dünyalara mı aitti? Poseidon, daima elinde bir silah olan üç çatallı mızrağı tutarken resmedilir. Bu çatal depremler ve tsunamiler meydana getirebilir. Denizleri bu çatalla kontrol eder dolayısıyla bu çatalın ileri teknoloji ürünü bir uzaylı cihazı olup olmadığını düşünmek gerekiyor. Tanrıların bu silahlarını, modern silahlarla karşılaştırabiliriz. Birleşik Devletler donanmasının denizaltılar için geliştirdikleri nükleer füzelere, Poseidon ve üçlü çatal adını vermeleri gerçekten ilginçtir. Bu tür kıyametsel olaylar uzaylı bir teknoloji tarafından insanlık tarihinin seyrini değiştirmiş olabilir. Yerel habercilerin bildirdiğine göre, Haiti'deki misyonerler, depremden 24 saat önce gökyüzünde dolaşan tuhaf ışık topları görmüşler. Tarih boyunca depremlerle bağlantılı olarak U.F.O.'ların görüldüğü haberi vardır.

Haiti ve Endonezya’daki depremlerde, öncesi ve sonrasında oldukça yoğun bir şekilde garip cisimler görüldü. Bilim insanları, deprem ışıkları denilen bu durumları 1960'lara kadar görmezden geldiler. Ancak bu ışıklar Japonya'da fotoğraflandı ve sonunda dikkate almaya başladılar. Deprem havası denilen bu doğal fenomenin, bir jeofizik faaliyetle ilişkili olduğu düşünülüyor. Yeryüzündeki levhalar birbirlerine ani hareket yaparlar. Bu sırada çok miktarda enerji açığa çıkar. Ancak havaya enerji bırakan tektonik levhalar yukarı doğru boşalsalardı hızla sönerlerdi. Oysaki biz uçan ve havada kalan parlak ışıklardan söz ediyoruz. Acaba bu ışıkların ve ardından gelen doğal afetlerin daha gizemli teknolojik sebepleri mi var? 1996 yılında Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri 2025 raporu adı verilen gizli bir araştırma yaptı. Araştırma, inceleme ve geliştirme bakımından üzerinde çalışılan alanlardan bir tanesi de, meteorolojinin bir savaş aracı olarak kullanılmasıydı.

Meteoroloji silahlaştırılabilir ayrıca koşulları değiştirilerek ve kullanarak tahribat yaratılabilir. İnsanlar bunu bilimkurgu olarak görebilir, ancak Birleşik Devletlerin bu konuyu ciddi bir şekilde araştırdıklarını biliyoruz. Şüphesiz hava koşulları silahlardan  daha büyük hasara yol açabilir. Çok güçlü bir fırtına yaratıp ve gerekli enerjiyle beslersen, istediğin yere yollayabilir ve koskoca bir alan boyunca nükleer düzeyde yıkıma yol açabilirsin. Dünyayı yok eden büyük tufanlara dair öyküler, antik kültürlerin çoğunun en eski mitolojilerinin içinde mevcuttur. Örneğin, M.Ö. 2000 yılında Mezopotamya'da yaşanmış bir sel felaketi tabletlere yazılmıştır. Bu  eski Sümer'de, Gılgamış Destanı olarak geçer. İnsanoğluna kızdığı için, birkaç seçilmiş kişi hariç bütün canlıları yok edecek büyüklükte bir sel gönderen kızgın Tanrıları anlatır. Aslında eski yaradılış öykülerinin hepsinde benzer olaylardan bahsedilir. 21. yüzyılda yaşayan insan, hava koşullarını silah haline getirebiliyorsa uzak dünyalarda yaşayan uzaylılar neden getirmesin? Eğer, uzaylılar havayı silahlaştırmışlarsa, eskiden yaşanmış sellerin ve felaketlerin belki de Tanrıların işi değil, çok daha gelişmiş bir teknolojiye sahip uzaylılar tarafından insan ırkını yok etmek için ve değişim yaratabilmek için kullanmış olabilecekleri ihtimalini bir kenara atamayız.

Dünyanın çeşitli yerlerindeki kültürlerde, binden fazla farklı sel öyküsü vardır. Hepsi de, bugün nasıl tanımlarsak tanımlayalım melekler, Tanrı'lar ve benzeri güçleri anlatır. Bunlar, uzaylıların Homosapiens'ten memnun olmadıklarına dair bulgular olabilir. Bu nedenle bir tür kıyamet yaratmışlar, insanoğlunu yok etmek için sel meydana getirmişler, ancak bir yandan da belki de iyi niyetli uzaylıların, bizi herkesin yok olabileceği kaçınılmaz bir kıyamet için uyarmış olmaları da mümkün. Bence, bunu insanoğlunu doğanın öfkesinden kurtarıp tamamen yok olmalarını önlemek için yaptılar. Gezegenimizdeki iklim değişiklikleri, şiddetli kasırgalar, depremler, dev tsunamiler son yıllarda her geçen gün şiddetini artırarak devam ediyor. Şu bir gerçek, dünyamız kabuk değiştiriyor. Bu değişim sürecinde, uzaylıların hangi boyutta etkili olduklarını bilemiyorum ancak dünyamızın geçmişte yaşadıklarına bakarsak yakın gelecekte de insanoğlunun benzer felaketleri yaşama olasılığı yüksek gözüküyor.

 

Yazılarım
SONSÖZ GAZETESİ ulusal,
Quality of Magazine dergisi ulusal,
Ankara life dergisi yerel,
Capitol Brave dergisi ulusal,
Bodrum Aktüel dergisi yerel
yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.