Dünyanın dört bir yanında bulunan monalitlerin, birbirleriyle sanıldığından çok daha derin bir bağı olabilir mi? Araştırmacılar, bu sorunun cevabının Kostarika ormanlıklarında saklı duran küre şeklindeki gizemli taşlarda olabileceğini düşünüyor.


Palmasur Kostarika;
1930’larda işçiler, ormanın derinliklerinde yüzlerce monalitik taş küreye rastladı. Bazıları kocamandı, (Üç metre çapında) diğerleri ise çok daha küçüktü, basket topu büyüklüğünde ya da araba lastiği kadar, o tarihten beri bölgedeki arkeolojik alanlarda 300 ‘den fazla taş küre bulundu. Lasborlas denilen bu kürelerin bazıları, antik dünyanın en hatasız işçiliğine sahip. Bir gizemli taştan toplar neredeyse hatasız yapılmışlar. Bu kadar pürüzsüz yuvarlaklığa sahip bir top yapmak çok zor, üstelik oldukça ilkel bir alanda bulundular. Yani Kostarika’da gördüğümüz bu topların bir kayadan kopartıp bu şekle sokmak, inanılmaz bir beceriye sahip olmayı gerektiriyor. Küreler, granit ve grantionitten yapılmış, son derece sert taşlar, işlenmesi bir hayli zor. Grantionit doğal maddelerin en sertlerinden biridir ve asla tek başına küre şeklinde bulunamaz yani birileri bunlara şekil vermiş, bazıları ormanın içine saklanmış, acaba burada ne işleri var? neden yaptılar bunları? En büyük muamma ise, hangi amaçla kullanılmış olduklarıdır. Kostarika efsanelerine göre taş küreler, Rüzgar Tanrısıyla, Kasırga Tanrısını kovmak isteyen Gökgürültüsü Tanrısı tarafından (Toor) top mermisi olarak kullanılmışlar. Bu güzel bir hikaye, ancak her öyküde bir gerçeklik payı vardır.

Bosna-Hersek 2004;
Arkeologlardan oluşan bir ekip, Mandaluka kasabasının yakınlarında bulunan dere yataklarında ve ormanlarda taştan küreler buldu. O bölgede, dağ kenarında bir akarsuyun kestiği küçük bir boğaz var, içerisinde Kostarika’da bulunanlara çok benzeyen bir sürü taş küre var. Bir kısmı gömük, bir kısmıysa ortada duruyor. Bosna’da bu kürelerin bulunduğu 4 ya da 5 ayrı alan mevcut. Bunlardan en yoğun olarak bulunan Zabidoviçe kasabası, buradaki dört ayrı taş küreden örnek alındı ve kimyasal analize yollandı. Alınan sonuç, bu taş küreler sıvı hale getirilerek yapılmış, eritmişler, bazı eklemeler yapmışlar ve sonra kusursuz küreden kalıpların içerisine dökmüşler, araştırmacılar diğer monalitler gibi, bu kürelerin de törenlerde ve ayinlerde kullanıldıklarını düşünüyor. Ayrıca göksel varlıklarla ilişki kurmak için yapıldıklarına eminler, başka bir varsayıma göre ise bu kürelerin yıldız haritası olarak kullanılmış olduklarıdır. Nedeni ise yuvarlanabiliyorlar, böylece yıldızların nerede olduğunu, başka bölgelerle ilişkilerini gösterebiliyorlar. Uzay haritası gibi bir şeye benziyor. Bu ateş küreler, aslında konsantrasyon için bir tür cihaz. Bu taşlara dokunarak ya da çalışarak bir başka boyutla köprü kurabiliyorsun. Belki de, karşımızda kürelerin bulunduğu yerlerin, enerji noktaları olduğunu bilen uygarlık duruyor. Dünyanın dört bir tarafına yerleştirilmiş olan bu yuvarlak monalitler, gerçekten de kozmik bir enerji ağı mı oluşturuyor? Belki de, dünyayı ziyaret eden göksel varlıklar için bir kapı görevi görüyorlardı. İleri teknoloji uzaylıların sadece dünyada değil, Mars’ın uydusu olan Fogosta da bir kanıt bırakmış olmaları mümkün. Astrologlar, aydan buna benzer resimler çektiler ve dünyaya yolladılar. Burada çok ilginç bir dikili taş mevcut, buna Fagos monaliti diyorlar. Bu olayı çok ciddiye aldılar ve incelediler, daha sonra yapay bir monalit olduğunu açıkladılar. Bu keşif, tarih hakkında bildiklerimizi değiştirebilir. Bu göksel varlıkların, dünyada olduğu gibi başka gezegenlerde de benzer yapıları kurmuş olmaları mümkün. Mısır’daki dikili taşlar yaklaşık dört, beşbin yıllık, Etiyopyadakiler belki de daha eski. Taşlar, kristalini granitten alıyor ayrıca içinde kuartz kristalleri mevcut, bir tür anten görevi görüyorlar, yayın alıp vermek gibi. Bir dönem tüm gezegene konmuş bu taşlardan, sanki dünya çapında bir sistem var, kablosuz yayın sistemi gibi bir şey bu. Bu taşlar atmosfere ve dünyanın uzak köşelerine enerji yayıyorlar günümüzde bulunan radyo ve televizyon gibi. Bu sistem, binlerce yıl önce uzaylılar tarafından kurulmuş dünyamıza, üstelik sadece burada değil, insanoğlu bir gün gelip te Mars’a gittiğinde sanırım orada da bu dikili taşlara rastlayacak. Bence dünyadaki monalitlerin Fogostaki dikili taşla kozmik bir bağlantısı var. Bir zamanlar enerji alışverişi yapan ileri bir sistemin parçalarıydı belki de! Aslında karşımızda taştan daha fazlası var, çevrelerinde bir enerji alanı var, bu alan taşların yerleştirilişiyle çalışmakta, daire şeklinde, sıra halinde ya da tek başına konduklarında yukarıdan enerjiyi indiriyorlar, yayıyorlar ve çevreye dağıtıyorlar. Dünyaya galaktik alemlerden sürekli bir enerji akışı sağlıyorlar, bence bizim gezegenimizdeki enerjiyle kozmik enerjiler arasında bir ağ oluşturmuşlar. İnsanlar bu monalitlerin çevresinde dolaşıyorlar, ellerini taşların üzerine koyuyorlar, taşların oluşturdukları bilinç yakın olan insanların üzerlerinde çeşitli etkiler yaratıyordu. Atalarımız bu taşlara Tanrıların enerjisinin, ruhunun olduğunu söylemişler, nedeni ise tarih boyunca sürekli Tanrılarla bağ kurmaya çalışmışız, belki de bu monalitler uzaylı varlıklarla bizi bağlayan bir işaret hizmeti görüyorlardı. Çok eski olan bu taşların henüz farkına varamadığımız, ileri ve dünya dışı bir güç taşıyor olmaları mümkün.

Yazılarım
SONSÖZ GAZETESİ ulusal,
Quality of Magazine dergisi ulusal,
Ankara life dergisi yerel,
Capitol Brave dergisi ulusal,
Bodrum Aktüel dergisi yerel
yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.