Bayanlar, baylar: Biz bu uzaylıların soyundanız ve bu asla tesadüfi bir durum değildir. Hayatının büyük bir kısmını antik kültürlerin bir türlü açıklanamayan gizemlerini araştırmakla geçiren bu adam aynı zamanda, ana akım akademisyenlerinin doğru dedikleri her şeye meydan okudu.

İsviçre’de bir otelde yöneticilik yaparken yazdığı ‘’Tanrıların Arabaları’’ adlı çığır açan kitabını, 1968 Şubatında yayınladığında şöhret basamaklarını tırmanmaya başladı. Kitabında, akıllı uzaylı varlıkların çok uzak bir geçmişte dünyayı ziyaret ettiklerini ve insanoğluyla temas kurduklarını anlatıyordu, kitap büyük sansasyona yol açtı. Yayınlandığı ilk yıl 500.000 gibi çok önemli bir miktarda sattı. Ancak, asıl önemli olan ilk basıldığı yıl aynı zamanda aya ilk insanın gönderildiği yıldı. Dünyanın modern uzay çağına girdiği o yıllar, Erich Von Daniken’in yepyeni antik astronot kuramı, birçok insanı heyecanlandırmıştı. Acaba, ayda insanoğlunun kökenlerinin uzaydan geldiğini gösteren birşeylerin gizlice keşfedilip keşfedilmediğini merak ettiler. Tanrıların arabaları önemli bir kitaptı, nedeni ise antik kültürlerin bir tür gezegen dışı zekayla bağlantılı veya karşılıklı ilişki içerisinde olma ihtimali konusunda ilginç bilgiler taşıyordu. Erich Von Daniken, uzaylılarla yakın zamana dair bulguların, antik dini metinlerden, anıtsal yapılardaki gizemli taş yontulardan, dünyanın dört bir tarafında bulunan monalitlere kadar her yerde bulunabileceğine işaret ediyordu. Aslında özünde tarihsel olayların, anlatıların, yapıların, kültürlerin, geleneksel yapılmış yorumlarına yüzeysel değerlerle bakamayacağımız kavramı ortaya çıkıyor, buralara çok daha geniş bir bağlamda belki de bir uzaylı müdahalesi olarak bakmak gerekiyor. İncil'deki bilinen öyküleri alıp, insanları meleklerle ilişki kurdukları durumları yeniden yorumluyordu.

Bu insanlar uzaya ateşli arabalarla çıkmışlardı. Aslında yapmak istediği, insanların düşündüğü her şeyi yeniden incelemekti. Kitap, halk tarafından pozitif karşılanmıştı ancak akademisyenler ve bilimadamları kitaptaki iddiaları sahtekarlık olarak nitelendirdiler oysaki Tanrıların Arabaları’nda tam 238 soru işareti vardı, kimse bunu dikkate bile almadı. Her dönemde çığır açan insanlar daima hedef olmuşlardır. Çağımızın ve geçmişimizin bütün büyük düşünürleri normlara meydan okuyan insanlardır. Erich Von Daniken’in, salt dini metinler olarak gördüğümüz şeylerin bilimsel bir değeri olduğunu ve daha derinlemesine incelenmesi gerektiğini göstermiştir. Yakın ilişki içerisinde olduğu bir papaz Erich Von Daniken’a İncil’den çıkartılan Enoch kitabını okuması gerektiğini söyler. Kitapta Enoch’un Tanrı tarafından, ateşli bir küreye bindirilerek dünya gezegeninden uzaklara götürüldüğü anlatılır. Ancak, geçmişte insanlar uçan makinelerle ilgili bilgiye sahip olamazlardı. Dinsel anlatılarda, göklere bu şekilde uçtukları ifade ediliyordu. Oysaki Erich Von Daniken’a göre, Enoch aslında uzaylılara ait bir cismi tanımlıyordu. Biz de, bugün uzaylılarla temastan ve uzay yolculuğundan söz ediyoruz yani o zaman da her iki fenomen de bir aradaydı. Erich Von Daniken din, Tanrı ve melek fikrini asla kabullenmediğini söylemiyordu, olaylara daha farklı bakıyordu. Böyle bir maneviyatı evrensel gerçeklilikle araştırmayı da ihmal etmiyordu. Gerçekten uzaylılarla yaşanmış yakın temaslarla ilgili kanıtlar, kutsal kitapların içerisinde mi saklı? Bence de bu sorunun cevabı evet. Erich Von Daniken, araştırmaları daha sonra onu Mısır çöllerine ve giza piramitleri olarak bilinen eşsiz yapılara kadar götürmüştü. Burada Mısır piramitlerini ve gizem dolu dünyalarını inceledi, oldukça etkilenmişti. Piramitlerin insanlar tarafından yapılamayacağı hissine kapılmıştı. O dönemdeki arkeoloji, büyük piramitin Keops denen bir firavun tarafından yapıldığını söylüyordu ancak ilginç olan Keops’a ait bir heykel ya da mumya mevcut değil. Bu durum Daniken'i düşündürmüştü. Büyük piramit gibi dev bir yapıyı yaptırmış olsa gurur duyar, ‘’Bu muazzam binayı yapan benim’’ derdi. Ancak, büyük piramit tam bir bilinmezliktir aslında. Mısır piramitleri bu dünyanın en büyük harikalarıdır. Belki de uzaylılar için iniş işaretleri, enerji santralleri ve bu dalgaları oluşturarak gezegene istikrar kazandırıyorlardı. Bu olağanüstü yapıların oluşması için birşeylerden bilgi alındığına dair hiçbir şüphe yok. Giza piramitlerinin, insanlar tarafından inşa edildiğini sanıyoruz ancak eski Mısır metinleri, gökyüzü bekçilerinden de yardım aldıklarını anlatır. İlginç olan, Enoch bize yeryüzüne gelen gökyüzü bekçilerinden söz eder, onlara düşmüş melekler der ve insanlarla cinsel temasta bulunurlar. Von Daniken'nın yorumuna göre, biz binlerce yıl önce uygarlığa sıçrama yaptıran melez bir uzaylı ırktan başka birşey değiliz. Homo sapiens 250.000 yıl boyunca varoldu, belki daha da eski. Ancak son 50.000 yılda birden olağanüstü sıçrama gerçekleşti. Biz insanlar mağaraların içerisinde muz atıştıran küçük yaratıklardan, uygarlıklar kuran varlıklara dönüştük. Olağanüstü bilgilere sahip olduk, astronomi, matematik, mühendislik ve yazı bize gökyüzünden Tanrı’lar tarafından getirilmiş. Bilim, dünya gezegeniyle bizim aramızda varolan kayıp halkayı bir gün çözecek. Bence, gezegendeki insan ailesinin artık asıl gerçeğin ne olduğunu öğrenmesi gerekiyor, bu evrende yalnız değiliz, çok büyük bir hayat ağının sadece küçük bir parçasıyız. Erich Von Daniken, antik astronot kuramına yeni bir kapı açtı. Araştırmaları ve keşifleri sayesinde, bilimin bu zamana kadar kabul ettiği tüm gerçekliliklerin seyrini değiştirdi. Ancak geçmişin nasıl oluştuğuna ve şekillendiğine dair dev soru işaretleri hala yerli yerinde duruyor. Bence, akıllı uzaylı varlıklar dünyamızı ziyaret etmeye devam ediyorlar ancak uzun zamandır merak ettiğim ve beklediğim şey bir sonraki sıçrama ne zaman ve ne şekilde gerçekleşecek?


Aralık 2014 Çayyolu Life Dergisinde yayınlamıştır.

 

Yazılarım
SONSÖZ GAZETESİ ulusal,
Quality of Magazine dergisi ulusal,
Ankara life dergisi yerel,
Capitol Brave dergisi ulusal,
Bodrum Aktüel dergisi yerel
yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.