Albert Einstein, 26 Eylül 1905 günü, İsviçre'nin Bern şehrinde özel görecelik kuramını yayınladı, bu o dönem insanları çok şaşırtmıştı. Önemli bir bilimsel gelişmeydi, buna göre uzay ve zaman birdi.

Oysaki, Eisec Newton'a göre uzay sabit bir değişmezdi, zamanın ise kesin bir akışı vardı. Ancak, Einstein'in bu kuramı bir çığır açtı, uzay esnekti ve zaman değişken olabiliyordu. Einstein eğer daha hızlı hareket edersek, saatin akrep ve yelkovanının da değiştiğini fark etmişti, daha önce bunu kimse akıl edememişti ve anlayamamıştı. Çünkü bu durum, ancak ışık hızına çok yaklaşıldığı zaman meydana geliyordu. Fizik kurallarının içerisinde uzun mesafeleri aşmak ve hala yaşamak için bir yöntem var. Bu, aslında özel görelilik kuramıyla yakından ilgili, bu düşünceye göre ışık hızına oldukça yakın bir hızla giderseniz, içinde olduğun zaman da yavaşlar, yani bu hızla yolculuk edebilme olanağımız olsaydı normalde dört yıl geçmesi gereken süre bir ya da 2 gün olacaktı. 30 Ocak 1933' te Adolf Hitler Almanya Şansölyesi oldu.

Nazi partisinin artık iktidara geçmesi kaçınılmaz hale gelince, Albert Einstein da Amerika'ya kaçtı. Burada, dünyayı Hitler'in insanlığa karşı oluşturduğu büyük tehlikeye, özellikle de Nazilerin ileri teknolojiye sahip olmasının sonuçlarına karşı uyardı. Ancak Einstein çığır açan kuramlarını açıklayarak Nazilerin zaman makinesi yapmalarına istemeyerek de olsa yardım etmişti. Polonya'nın güneydoğusundaki Baykuş dağlarında, tepelerin arkasına gizlenmiş 7 yeraltı tesisi, Nazilerin çok gizli bir programı için kurulmuştu. Bazı araştırmalar, bu gizli tesislerde 1943 ile 1945 yılları arasında, bazı yetkin insanların 2. Dünya savaşını kazanabilmek için çok gizli bilimsel uğraşlar içerisinde olduğunu gösteriyordu. Birçok egzotik şey üretiyorlardı, V1 , V2 roket programları önemli olanlar. Ancak bence bu deneyimlerin hepsi Die glocke adını verdikleri gizli projeleri ve çanla ilgili idi. Dizaynı çana benzediği için bu ismi koymuşlardı. Çan, çok hızlı dönerek çıkarttığı enerjiyle oldukça güçlü manyetik alanlar oluşturan geliştirilmiş bir cihazdı anlaşılan. Bunun bir tür zaman makinesi olduğunu düşünenler vardı. Yani zamanın içerisinde ileri ve geri gidilebilir, tarihi değiştirebilir, belli olaylara müdahale edilebilir, yeni bir zaman süreci ve gerçeklik yaratabilirdi. 2.7 metre genişliğinde ve 6 metre boyundaki cihazdan ilk kez Nazi generali Yakop Skoromberg'in Polonya'lı yetkililer tarafından sorgulanması sırasında haberdar olundu. Ancak, müttefikler Alman araştırma merkezini bulduklarında, Nazi Çanı ve proje komutanı Hans Khamler ortada yoklardı.

Hans Khamler çok gizli Nazi projelerinin başındaki tek adamdı. Ancak, savaştan sonra kayıplara karıştı, aslında öldüğüne dair dört farklı resmi açıklama var fakat kimse ne zaman ve nasıl öldüğünü, gerçekten öldüyse nereye gömüldüğünü ya da başına ne geldiğini bilmiyordu. Alman ordusu, aslında zaman yolculuğu teknolojisinin deneylerini mi yapıyordu? Bu doğruysa, belki de Nazi Çanı geleceğe gitmişti. 9 Aralık 1965 yılında binlerce insan parlak bir ateş topunun gökyüzünde uçtuğunu ve daha sonra Pensilvanya'nın Pitsburg şehrinin 48 km. güneydoğusuna düştüğünü gördü. Ordu, kısa zaman içersinde olay yerine geldi. Her şeyi topladılar ve daha sonra önemli bir şey olmadığını söylediler, ancak cismin tarifi kafaları karıştırmıştı, şimdiye kadar görülen uçandaire tanımlarından farklı olarak bu araç soğan şeklindeydi, bir kısım insanlar da meşe palamudu benzetmesi yapmışlardı. Yani, Nazi çanına benzeyen bir şeyi tarif ediyorlardı aslında. Bölgeye düşen bu cisim, 20 yıldır kayıp olan Nazi Çanı mıydı?

Alman bilimadamları, kimilerinin inandığı gibi insanları başka zaman ve mekanlara taşımanın yolunu mu keşfetmişlerdi? Belki de Einstein'in kuramlarını kullanarak kendi zaman makinelerini icat etmişlerdi? Adolf Hitler, kozmik bağlantıları güçlü olduğu sanılan farklı bir kişilikti. Eski Mısıra ve bazı firavunlara karşı yakın ilgi duyuyordu ayrıca insan ırkının Sirius'tan yani İsis'ten geldiğine inanıyordu. Bu nedenle, Hitler'in Nazilerine Eses subayları denir, bir bağlantı olduğu çok açık. Naziler, 1938 yılında Himalaya dağlarının kuzeydoğu bölgesinde bir keşif gezisine çıktılar. Amaçları, Kalaçakra denilen Budist öğretiyi kuran üstün ırkın izlerini aramaktı. Budist öğretisinde Samara ya da zaman çarkı denilen bir öğreti vardır. Kalaçakra düşüncesine göre, bu zamanı anlamak için önemli bir kavramdır. Biyolojik zaman, takvim ve astrolojik zamanı, bunların insanı nasıl etkilediğini bilmek gerekir. Kalaçakra disiplini, bize zamanı çizgisel olarak görmenin gereksizliğini anlatır. Zaman döngüseldir, bu nedenle bizler zamanı kontrol edebiliriz. Budistler, birçok bölgelerine Stuba adını verdikleri şeyler yaptılar, bunlar Nazi Çan'ına çok benzerler, bu göksel varlıklarla bir bağ kurma yöntemi. Kalaçakra, zamanın dışına çıkabilmeyi ve ayrıca içinde hareket edebilmeyi öğretir. Bu durumda, Nazilerin de zaman içerisinde yolculuk etmenin sırlarını arıyor olmaları oldukça mümkün.

Belki de, Tibet'teki keşifleri sırasında, zaman yolculuğunun nasıl gerçekleştiğiyle ilgili önemli bilgilere ulaşmışlardır.

Belki de geleceğin sırrı geçmişe yapılacak bir yolculukta yatıyordur.

Yazılarım
SONSÖZ GAZETESİ ulusal,
Quality of Magazine dergisi ulusal,
Ankara life dergisi yerel,
Capitol Brave dergisi ulusal,
Bodrum Aktüel dergisi yerel
yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.