Paskalya adası, Polonezya adalarının en doğusunda büyük okyanusta uzak bir noktadadır. Ada, ayaksız gövdeleri ve dev başlarıyla ilginç, benzersiz dev heykellere sahiptir.

Günümüzde bilinen en az bin kadarı devrilip kaldıkları taş ocaklarında uzun bir süredir kımıldamadan duruyorlar, bir kısmı ise değişik yerlere götürülüp tahrip edilmiş, ancak çoğu kayalık adanın yüzeyine dağılmış bulunmakta. Bunlar, dört beş metre yüksekliğinde, 20 ile 80 ton ağırlığındalar. Bu dev heykeller bulundukları yere nasıl getirildiler? Norveçli araştırmacı Thor Heyerdahl,  1956 yılında bu soruya cevap aradı. Heykel başlarından bir tanesini biraz öteye kımıldatmak ve doğrultmak için ada halkından 12 kişiyi yardıma çağırdı. 18 gün süren uğraşları sonucunda ancak başarıya ulaştılar. Buradaki soru işareti ise, 80 ton ağırlığındaki dev bir heykelin binlerce yıl önce hiç tahrip olmadan,  6.5km'lik yolculuğu nasıl gerçekleşti? Bu zamana kadar yapılan masa başı teorileri, araştırmacıHeyerdahlve diğerlerinin yaptığı küçük çaplı deneyler, Paskalya adasının garip bozkırında dikili duran heykellerle ilgili kuşkulara bir cevap oluşturmamıştı. Bu tarihi kalıntılılar, öyle bir şey olmuştu ki bulundukları yerden kalkıp şimdiki yerlerine sanki yürümüşlerdi. Göğüslerinden yukarısı açıkta kalacak şekilde gömülmüşler. Bu heykeller, şu anda görebildiğimizin en az 2-3 katı kadar büyükler aslında, nedeni ise büyük bir kısımları toprak altına gömülü duruyor. Heykellerin çoğuna yandan bakıldığında, başlarının gökyüzüne doğru olduğunu görüyorsunuz. İçlerinden bazıları ise, adanın orta kısımlarına bakıyor, burada daha derin bir anlam var bence, yukarı ile bir bağlantısı var bu durumun. Tahminlerimize göre, göklerde bu insanlar için  büyük önem taşıyan birşeyler olmuş ve bunların moellerle belgelemişler, yukarı bakıyorlar, sanki orada birşeyler oluyormuş gibi. Paskalya adalarında, Rapa Nui halkı denilen yerli Polonezyalılar yaşıyordu yani Moaileri de M.S. 12 ve 18. yüzyıllar arasında atalarını onurlandırmak için yapmışlar. Ancak, günümüzdeki bilimsel araştırmalar ve yeni yapılan arkeolojik kazılar bu heykellerin binlerce yıldır gömülü olarak durduklarını açıklıyor, bu durumda sanıldıklarından çok daha eski oldukları anlaşılıyor. 7 yüzyıl önce yapıldıkları düşüncesi hiç de gerçekçi değil, bunlar oldukça eskiden yapılmışlar. Belli ki bazı konuklar gelmiş, bu heykellere yapmışlar belki de bu kafalar heykelleri yapanları temsil ediyorlar. Rapa Nuilerin, M.S. 300 yılı civarında gelmiş olduklarını düşünecek olursak, acaba burayı binlerce yıl önce göksel varlıklar mı ziyaret etti? Bu halkın atalarının aslında uzay yolcuları olduğuna dair mevcut ipuçları var. Heykellere bakıldığında, yüzlerin hiçbiri Paskalya adaları halkına benzemiyor. Bu heykeller robotlara benzer bir şekilde yapılmış, dar uzun burunlu, çok ince dudaklılar. Ada halkıyla bir ilişkisi yoksa, o zaman kimi temsil ediyorlar? Uzun kafaları var. Naska’da, Mısır’da ve dünyanın başka birçok yerinde görülen koni kafalar bunlar. Acaba kim bu insanlar ve nereden geliyorlar? Bize nasıl bir mesaj veriyorlar? Paskalya adalarındaki bu insanların yüzlerinin, neden göğe baktığına dair bir açıklama yapacak olursak, sanki asıl geldikleri yeri göstermek istiyorlar. Ancak nereden geldiklerini unutmak için değil, insanlar hatırlayabilsinler ve farkında olsunlar diye yapılmışlar. Moai heykelleri, belki de başka dünyalardan gelmiş olan ve bunu başlarıyla göstermeye çalışan uzaylı varlıkların bir ürünüdür. Bu heykellerden, benzerlerinden  binlerce km ötede, güneydoğu Asya’da, Endonezya’nın Bada vadisinde de mevcut. Adadaki ıssız dağların arasında, bölgedeki geniş araziye dağılmış, yüzden fazla heykel bulunmakta. Ana akın tarihçiler, bu heykellerin M.Ö. birinci 1000 yıldan kalma olduklarını söylüyor, ancak gerçek yaşlarıyla ilgili bir bilgiye tam olarak ulaşmak mümkün değil, orada öylece duruyorlar ve birçok bilim insanını şaşırtmaya devam ediyorlar. Bu  vadiye kilometrelerce öteden 100 ton çeken dev kayalar halinde getirilmişler, sonra bu dev kayalar vadiye çıkartılmış, dikilmiş ve bu heykeller ortaya çıkartılmış. Heykelleri hangi amaçla ve nasıl yaptıklarını bilemiyoruz? Ancak, Paskalya adalarındaki heykelleri çok yakından andırıyorlar. Birbirlerinden bu kadar uzakta olan taşlar, nasıl oluyor da böyle benzerlik taşıyorlar? Gerçekten bunu anlamak çok zor. Uzaylıya benzeyen bu yüzler, aynı oyma sitiliyle yapılmış, son derece simetrik. Sanırım bunları yapanlar çok büyük ustalardı, aynı göksel varlıkların bir çalışması olduğu şüphesiz. Gezegenimizde bıraktıkları izler ise biz insan yaratıkları için derin mesajlar içermekte.

Yazılarım
SONSÖZ GAZETESİ ulusal,
Quality of Magazine dergisi ulusal,
Ankara life dergisi yerel,
Capitol Brave dergisi ulusal,
Bodrum Aktüel dergisi yerel
yayınlanmaktadır.

vuslat-01a

Kozmik Sırlar
Vuslat Olcaydu

Astroloji ve numeroloji hayatın önemli bir parçası. Uzun yıllardır yaptığım araştırmalar ve deneylerde bu iki olgu tüm gerçekliliğiyle varlığını göstermekte.

Çeşitli insanların ve bazı ülkelerin oluşum haritalarını incelediğimde , astroloji ve numeroloji ne kadar etkin olduğunu bir kere daha ispatlamış oluyor. Evrendeki tüm enerjiler birbirine bağlı ve uyum içerisinde kesinlikle yalnız değiliz. Başka sistemlerde gelişmiş teknolojiler ve üst seviye yaşam formları mevcut. İnsanların asıl hedefinin bu gezegene nereden ve nasıl geldik? Daha sonra nereye gidiyoruz sorularının cevabını bulmaya çalışmak olmalı.

Birgün herşey değişecek.

Hiç şüphe yok.

Vuslat Olcaydu

 

E-Bülten

Yeni yazılarımızı takip etmek için e-bültenimize kayıt olun.